polip büyüyor..
bari biraz seçici olun.. ödüller, ödül değil; kâbus! bir de yorum yapılan yazının başlığına bak.. alay ediyorlar sanki.
uzun süre ölümü düşündüm.. şimdiyse pencereler hep açık. gece deniz kuşlarıyla yatıyorum; eskisi gibi gülüyorlar, ağlıyorlar ve alay ediyorlar.. sabahsa serçelerin neşeli cikcikleri ve kırlangıçların oyunbaz çığlıklarıyla uyanıyorum.. odama gün ışığı giriyor.. sonra kedi gelip yatak başımda keyif yapıyor.. yalnız olmadığımı hayal ediyorum.. her yer sessiz.
şimdi bütün dünya onun şarkılarını dinliyor.. ben gülüyorum. dün de çok güldüm.. çok iyi ağlıyorlardı.. bir de ördek gagalı dinozorun son yolculuğu var.. çocukken dinozorlara hayrandım. sonra kuşkucu yaklaştım. artık var olduklarından eminim.. hem zaten kuşlar, balıklarla birlikte en sevdiğim türlerden.
yani? işte, işleri oluruna bırakmaya karar verdim. sakin, serinkanlı olmak gerek. fazla düşününce boka sarıyor. yine de kendimi gerçek hâlimle mi tanıtsam yoksa maske mi taksam karar veremiyorum.. aslında benim bir gerçek hâlim bile yok.. yüzüm yok benim.
sen yazmazsan o yazmazsa ben kime saçacağım aptal yorumlarımı? bazen insanlar o kadar mantıklı yazıyor ki bana söyleyecek bir şey kalmıyor.. halbuki bırak biraz da ben konuşayım değil mi? biraz boşluk bırak, dıt dıt yap.. uff
neyse işte kapıya barikatları kurdum.. bütün gün 102 ekranda oyun ve anime, dedim ya.. pek dev değil aslında ama benim odadakinin yanında dev.. sonra işte ekmek almadım, gazete almadım.. mutfağa giderken barikatları görüp mutlu oldum filan.. hep böyle yaşasam lan, diye düşündüm neşeyle..
ama işte şimdi yine buradayım.. kapıyı arkamdan kilitledim.. ama yine de ben yokken biri gelirse? sol elim hep ağrıyor; hep ağrıyor..
anime, manga, mugen derken sims 3 çıkageldi.. öyle bir geldi ki ben bir süre buralara uğramam artık. zaten yazamıyorum, zaten şöyleyim, zaten böyleyim…
burada havalar haftaiçi serin, haftasonu sıcak seyrediyor. kimsenin keyfi yok.. kışı göremez, diyorlarmış.. ilaçların toplamı 2000tl, bir de küsürat.. “teknoloji bizi mahvetti.” çelik tencerelerde pişen et demir eksikliği yapıyormuş.. kan tahlillerim tertemiz, demirim yerinde.. yalnız mikrobiyoloji laboratuarındaki arkadaşlar hemogram raporu üzerinde şaka yapmak istemişler; iki yüksek, iki alçak koymuşlar.. viral ilişkim henüz sonlandığı için etkilerini hâlâ yaşıyorum.
kapıda beklerken yanımda bitiveriyor.. elinde tahlil sonuçları.. bir sabırsız, bir kendi içinde kaybolmuş ki farkında değil.. sorusunu evet içeride hasta var; benden sonra da bayan var, diye cevaplamam gerekiyor.. sonra gözü elimdeki tahlil sonuçlarına kayıyor.. ben zaten son 10 dakikadır referans aralıkları sayesinde gayet sağlıklı olduğum sonucuna varmışım.. “bak, senin troidin çok fazla çıkmış.” diye atlıyor bir an.. bakıyorum.. “yo, gayet referans aralığında.” bunun üzerine bir kendi değerlerine bir benimkilere bakıyor.. sanki ikimizden birininki referans olmalıymış gibi.. off, bu insanlar işaretleri bile okuyamıyor..
birinin kafasını canlı canlı kesmişler; diğeri öz annesi tarafından boğulmuş.. bundan aylar önce kızlar, analarını doğruyordu.. bunlar sadece bildiklerimiz.. bilmediklerimiz için ağlamıyoruz. “siz uzayda mı yaşıyorsunuz?” hmmm sosyopatinin arka bahçesinde saklanbaç oynayan insan.. sorularım var. cevapların yalan ve yanlış yönlendirici olacağını bilsem bile sormak istediğim o kadar çok şey var ki.
üstelik bana hiç de garip, yabancı ya da aman tanrım olamaz gelmiyor bütün bunlar. mini golf oynarken rakip tanımıyorum.
nöbet getirdim.. nöbet geçirdim.. nöbetlere gittim.. nöbetlerden döndüm.. nöbetim geldi.. en bi nöbet pazar nöbeti.. iyi nöbetler.. telefonsuz nöbetler.. telefon hattını keselim nöbeti.. nöbetlerde oturamıyorum.. nöbetlerde ayakta duramıyorum.. vertigo nöbeti.. nöbette vertigo.. nöbette cinnet.. nöbetteki cin.. 3 nöbet dileği.. iyi geceler nöbeti..
nöbetiniz hayırlı uğurlu olsun.. tu tu tu..
ık mık
yalnızlık, korkular, sıkıntı.. depresif hâller ve diğerleri.. bunlar ağır bastıkça dikkat azalır; hatalar artar; tehlikeli işlere kalkışılır.. artık bilgisayarı kapatıp bakışımı başka bir yere yöneltmek istiyorum. tüketmek, doymak değildir. gezip dursan da otursan da âşık değilsin.. orkestra da böyle söyledi. sorular.. sorular.. şükretmeler.. yermeler.. üflemeli ve yaylı sazlar.. sonra bir de o yazıdaki sazlar var.. köpüklü sazlar..
of, bilsem ki herşey yolunda gidecek… bugün düşündüm de aslında bütün o davranışları, kaprisleri, onu yeterince sevmediğimi düşündüğündenmiş.. savunma makinaları, 10.500 beygir gücünde.. evet, düşündüm de onu hiç anlamaya çalışmamışım, dinlememişim.. bu değişmeyecek. birilerinin kalbi kırılacak..
narsist
surfing and sex. during winter, it’s snowboarding and sex. However… “love” has never been anywhere in my realm… bu sensei, işini biliyor..
başka bir şey yok.. yorgunum.. hasta olmamak için çabalıyorum.. ve banyo yapmam gerek.. hapşuu