polip büyüyor..
sol elini çalıştıran insan yine iş başında. bugün hiç müşteri gelmedi restorana.. biraz sıkıcıydı.. televizyonda çizgi bir klip var. ya da şarkı görseli ya da hareketli şarkı görsel..
aynı yerde durduğun insanlardan, birbirinizin gözlerinin içine bakarken ya da konuşurken dahi uzaklaşmaya devam ettiğini bilmek hüzün uyandırıcı. sanki birbirinden kopmuş buz kitlelerinin üzerindeymişsiniz gibi. ve buz kitleleri birbirlerinden uzaklaştıkça, birbirlerinden koptukça, kırıldıkça daha çabuk eriyorlar. üzerinde durduğum buz kitlesi eriyerek yok olduğunda nerede olacağım? yanımda kim olacak? yalnız mı olacağım?
***
aşçının fikir defteri, ertesi gün.. bu soruların cevaplarını zamanı geldiğinde ancak soruları hatırlarsam öğrenebilirim; aksi takdirde cevapları göremem. çay güzel değil. bu sıcakta hem çay içip hem klimanın önünde oturmak çok anlamsız. işlevsel ama anlamsız.
***
bir ertesi gün daha oldu. bugün çok sıcak ve restorana hiç müşteri gelmedi. elmalı tart yaptım. ama nasıl oldu bilmiyorum; ben elmalı tart sevmem. yemek, pasta vs. gibi şeyler yapmak çok zevkli ama hayatımı bu şekilde kazanır mıyım bilemiyorum. sanırım birçok iş değiştireceğim ve sefil bir hayatım olacak. ama olsun. bundan sonraki hedefim halkla ilişkiler. neden bilmiyorum. kendimi zora koşmayı seviyorum.
abuk sabuk cümleler yazıyorum. tatile çıkmak istiyorum. daha 1 ay 6 gün var. o zamana kadar çalışmak zorundayım. fiziksel yorgunluğu geçtim artık zihinsel olarak da yoruluyorum. bazı şeyler var canımı sıkan. artık sıkıldım. tatil parası biriktirmiyor olsam çoktan bırakmıştım sanırım. saat 18:30 ve hâlâ işteyim. ne zaman çıkacağım belli değil, uykum da var. güzel kız‘ın arayacağı yok galiba. belki de kontörü bitmiştir. neyse, otobüsü kaçırdım. üzgünüm. artık yarın binerim. başım ağrıyor. bir şeyler yesem. ya da en iyisi vitamin alayım.