zaman yavaşlıyor yine.. 10 yıl sonra bile hâlâ genç olacağım. oysa ki yaşlı hissediyorum. gerçekten yaşlandığımdaysa zaman çok hızlı akıyor olacak. o zaman, zamanın ne kadar çabuk geçtiğine şaşacağım. hiç yaşamamış gibi hissedeceğim. bu yüzden elimi çabuk tutup her şeyi yaşamaya bakmalıyım. ama önce bulaşık yıkayacağım.

***

bulaşıkları yıkamakla kalmadım, üzerine 4 tane de sipariş hazırladım. şu an saat 15:49, sanırım biraz rakam çalışsam hiç fena olmaz.

12345678901234567890123456789012345678901234567890
12345678901234567890123456789012345678901234567890
12345678901234567890123456789012345678901234567890

çok canım sıkıldı. sinirim bozuldu. şimdi bu siniri atmam gerek. bulimik kızların diş mineleri zayıf olur; sürekli kustukları için.. ben de çocukken sürekli kusardım ama bulimik olduğum için değil, sinirlerim bozuktu, yol tutuyordu ve her şeyi yiyemiyordum. dişlerim sürekli çürüyordu. 9 yaşımda birinci büyük azı dişlerimin ikisinden de kanal tedavisi oldum. dişçi manyaktı; çocuktum, korkmuştum, uyuşturucu iğne istemediğimi söyledim. “tamam” dedi ve iki dişime de uyuşturmadan kanal tedavisi yaptı.

arada bir sinir çıkarıp “bak bir tane daha çıktı. amma çok sinir varmış sende!” ya da “dayanıklı çocukmuşsun” gibi şeyler söylerdi. patalojik bir kadındı. adını hâlâ hatırlarım. o günden sonra dişçiden bir daha korkmadım.

şu an restorandayım. artık yazılarıma tarih atmıyorum. bugün muffin yapsam mı diyorum. bir şeyler yapmak lazım, böyle boş boş oturmak olmaz. her yerden tıkırtılar geliyor. restoranı fareler bastı galiba, bir şeyler vikleyip duruyor. ya da belki de sadece müziktir. aşçı (ayla hanım) ayrıldı. ya da kovdular ya da ikisi birden. neyse, zaten çok konuşuyordu. iyi oldu. tiramisuyu da eskisi gibi ben yapıyorum; sadece tarifi biraz değişti. böyle daha iyi oldu.

kız öğrenciler, erkek öğrencilerden daha başarılıymış. hava çok sıcak ama daha sıcaklar da olmuştu. son zamanlarda bir intihar bombacısıyla aynı taşıta binip binmediğimi çok sık merak eder oldum. otobüs biletlerine zam gelmiş, zaten bekliyordum. bu kalemler yazarken sorun çıkarıyor. canı sıkılan insanın patalojisini bu kağıtlarda bulabilirsiniz. ben, bugün muffin yapamam.

aşçının seyir defteri yaratıcılıkta sınır tanımıyor. buz makinesi beni deli ediyor; dolmadığı hâlde dolu gösteriyor ve buz yapmayı kesiyor. ben bu konuda ne yapabilirim ki? sanırım yoruldu. belki bir yarım saat dinlense kendine gelebilir. herkesin arada bir dinlenmeye ihtiyacı vardır. bir denemek lazım.

bir an önce buradan çıkıp otobüse binmek ve eve gitmek istiyorum. buradaki anlamsız kurallar canımı sıkıyor. sadece tatil parası için katlanıyorum bu kadar yorgunluğa ve iletişimsizliğe.. neyse nasıl olsa bir ay kaldı. sonra vınn! bodrum. bütün paraları harcamaya. sonrası allah kerim. ne güzel söz. ‘işler benden çıktı valla. nasıl olsa başımızda bir allah var, o bulur bir çaresini’ ne komik şu insanoğlu.