polip büyüyor..

Arsiv Ağustos, 2008


10 eylül iş teslim tarihi olarak belirlendi.. ama benim kafamda başka sıkıntılar var. boş işlerle uğraşıyorum. hırslıyım. takıntılıyım. çözüme ulaşana kadar bırakmıyorum. bu durumda yalnız olmam şu an için bir nimet. çünkü bütün gün yaptığım ve birazdan da yapmaya devam edeceğim şeye devam etmem, yanımda birinin mızırdanmalarıyla mümkün olmayacaktı. çünkü hep böyle olur. bazı şeyler bırakılmalı, derler.. benimse bir şeyin peşini bırakmam için ilgimi yitirmem gerek..

ama sorunlar, doğaları gereği ilgi çekmezler mi? sürekli kafa kurcalamazlar mı? hani dilinizle sürekli yokladığınız o yara var ya ağzınızın içindeki? demişti.. evet, ben o acımsı hissi seviyorum. o yaranın bir tadı var ve ben onu seviyorum. nasıl olsa eninde sonunda iyileşecek. çünkü ona iyileşmesini söylüyorum. şimdi işe koyulma vakti.

arıcılar iflasla karşı karşıya

23 Ağustos 2008 Yazan* polip | Kategori* başlangıçlar, seyir, yeniden

sevgili blogsayfası,

özenle yazılarıma atadığım tüm kategorilerimin silinmesi beni çok üzdü. her yazıdan sonra yedekleme yapma alışkanlığı edinmeliyim anladım ki. çünkü baktım da en son ne zaman yedeklemişim, diye tam 4 yazı açıkta kalıyor.. neyse canım onları da makul bir şekide ekleyeceğiz artık. umarım bu yedeklenmiş xml dosyasını içe aktarmamla her şey normale döner. yoksa aramızda bir şeylerin kopacağından eminim ki yazık olur.

çok anlamsız şeyler olmakta, blogsayfası! beynin bulanmış senin! yazılarımı neden kaydetmiyorsun? ayrıca yazdığım her kelimeyi sayman da endişe verici. neyse geçici bir durum olduğuna kanaat getirmenin yerinde olduğunu düşünüyorum.

panik yok! her şey normale dönmüş, umduğum gibi. geçici bir durum olduğuna kanaat getirmek, yerinde bir davranışmış. çok olgunum, çok. ancak aynı olgunluğu şu diziyi aniden, hem de son bölüm öncesi yayından çeken trt için gösteremeyeceğim. ancak beni bu şekilde yıldıramazsınız.

aylardır görüp görüp gülüyorum. uzun uzun anlatamayacağım.. böyle bir şeyler:

ilgili yazı

insanlar 6000 yıldır bal topluyor

15 Ağustos 2008 Yazan* polip | Kategori* seyir, yeniden

2005 senesi yazılarını okumaktan sıkıldım.. biraz ara verelim, dedim. birkaç seçenek değerlendirdim. kafamdaki imgelerin dürtmesiyle emule açtıım.. portlarımda sorun varmış. şimdi uğraşamam, dedim, kapadım.. çalışmak istemiyorum. bu seçeneği de değerlendirdim. ama istemiyorum. aşağı indim. çiğbörek ve pasta yedim. çay içtim.

şimdi de spora gitmesem mi ki, diyorum. pasta yiyince hep böyle oluyor.

bazen diyorum: “keşke bu blogu paylaşabileceğim birileri olsa.” ne saçma. o kadar açım ki ne yiyeceğimi şaşırdım.. hayır bu sıkıntıdan doğan o anlamsız doyumsuzluk değil.. düpedüz açlık; midem kazınıyor.. yiyorum ama doymuyorum.. bütün gün böyle geçti. az önce çabuk çorba içerken ağzımın içini yaktım.. her yerini.. sadece dilimin ucunu değil; yanaklarımı, damağımı ve dilimin gerisini de.. biraz da boğazımı yakmışım. yutak. türkçe, güzel bir dil. hatta en güzeli..

bu yazı da çorbaya döndü. dönüşünü heyecanla beklediğim insanlar var.. hatta artık sabırsızlanmaya başladım.

demek insanın işi gücü olunca boş boş düşünüp, boş boş yazacak vakti olmuyormuş. sendrom filan değilmiş bu. modernlik falan da değil. minyatür tren vagonları yapmak ayrıntıyla ilgilidir. ne değil ki?

bekliyorum hâlâ. arada düşünüyorum. benim de olacak, diyorum. başka yolu yok. başka yolu yok.

yeni bir iş aldım. pek çok başlık çıkardım. keyfim yok. kafam kazan gibi. canım sıkkın. biraz da yaşlı ve mutsuz hissediyorum. aklıma geldi. şurada “niyeyse” demişim. aslında nedeni belli. yıllar önce elimde bavulum o şehirden bu şehire gelip giderken tren yolculuğunu tercih ediyordum. o zamanlar zayıf, güçsüz ve kalpi kırık bir kızcağız olduğumdan olsa gerek beynim de pek çalışmıyor olmalıydı ki bavulumu alayım derken yaşlı bir kadının beynine indirmiştim. bütün yolculuk boyunca şen şakrak olan kadın, bir anda sustu, tek bir kelime söylemeden ben inene kadar sadece sabretti. önünde daha 7 saatlik yolculuk vardı. beyin kanaması geçirir mi acaba, diye düşünürken bir yandan da gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

bu salaklığımla vagondaki herkesin dili tutuldu. yurda ya da okula gidip “ay, bugün salak kızın teki yaşlı bir kadının beynini yardııı!” demeyi bekliyorlardı belki de. o gün bu fiziksel güçsüzlük canıma tak etti. kendi bavulunu bile taşıyamayan bir insandan ne olur ki? diyerek gerekli çalışmalara başladım. o gün bugündür kas diyorum.



Opera

ey gezgin!

geldin, baktın; bir başlık ilgini çekti.. hemen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluverdin! değerli fikirlerini saçmadan önce şunu bir oku istersen..

adalar


pek güzeller


sanki


etten kemikten…

rocassid [at, eşek, domuz] cimeyıl nokta hede

ya da

evet, ben de tuulia'nın polip'ini msn'den taciz etmek istiyorum! diyorsanız eğer; adresim şudur: hani.li [at, eşek, domuz] tropik yaz.


..