polip büyüyor..

Arsiv Şubat, 2009


şemsiye romantik bir şey.. ama karşıdan gelenin şemsiyesinin metal uçlarını gözünüze sokmaya çalışması değil.. nasyonal coğrafik‘te bugüne dek izlediğim uçak kazası raporu belgesel serilerinden öğrendiğim bir şey varsa o da yetkililerin bir şeyleri örtbas etmeye bayıldığıdır.

doğal yaşam enerjimi kendim sağlayamadığım için “doğal” sağlayıcılara baş vurmaya karar verdim.. yaklaşık olarak 2 yıl önce voy a bailar cada mañana demiş olmama karşın herhangi bir başarıya ulaşamadığımdan hafif depresyon için uygun görülen aziz yahya’nın kırlarına bırakıyorum kendimi.. hadi bakalım.

tribünlerden pot yapabilecek bir oyuncu

24 Şubat 2009 Yazan* polip | Kategori* içimdeki cin, seyir, sol elim

bir stadın ekmeği kaç yıl yenebilir? sol el çalışmaları, ispanyolca çalışmalarını kıskandıracak ölçüde. şu konuda fikrinizi sormak istiyoruz. işten sonra egzersiz.. spordan 1-2 saat önce yemek.. hiç susmayan bir telefon.. tınmayan çalışanlar.. bu kadın futbola dair ne anlatıyor böyle? bizim şampiyonlukla ilgili bir sorunumuz yok. yeter ki gönüllerin şampiyonu olalım.

fırına girer girmez bağıra bağıra “iyi günler hanımefendiii! hoş geldiniz!” demek için diğer çalışanların arkasından uçarak gelen fırın bıdısı yüzünden daha yakın ama daha pahalı fırına gitmeyi seçmek.. sakat ellerle yazmak; sakat ellerle çalışmak; sakat ellerle yaşamak… sakat bir durum bu.

heyecanlı insanlar sinirimi bozuyor. belki de ben, artık kimse tarafından heyecanlandırılmadığım için.. her şeyin ve her durumun işlevselliğini sorguluyorum: evet, ama neden? amaç ne? insanlar beni sıkıcı buluyorlarsa onları suçlayamam.

işte hakemler bunun için var

17 Şubat 2009 Yazan* polip | Kategori* gaip vurdu, içimdeki cin, sol elim

donuyorum.. oturduğun yerde üşümek çok tehlikeli bir şey; yürürken üşümek daha akıllıca.. beynin şekere ihtiyacı var. şeker ihtiyacını meyve ve bitter çikolatadan sağlamak mümkün mü? herkes L olamaz. monster nereye gidiyor? ve son olarak öykü içindeki öyküleri pek seviyorum.

sol elim, bugün çok karakterli.

gözüne baktıracakmış.. doktora git! eğitimsiz insanların salaklığı, eğitimlilerinse kibiri hiç çekilmiyor.

şimdi şunu söylemek istiyorum: “tuulia imparatorluğu bitmesin.” diyerek beni güldürmüş, neşenlendirmiş insan bay kırıkkalp başta olmak üzere beni tuulia olarak kabul edip takip ederken polip olarak neden dışlıyorlar? evet, sormak istiyorum!

aslında bir bok sorduğum yok; geyik yapıyorum. cıvıyorum. zaten kendini beğenir bir hâldeyim.. şunu anladım şubat ayında bana bir şeyler oluyor. bahar geliyor. yaylanarak, sekerek yürüyorum yollarda.. kendi good fortune klibimi çekip “ooh, ne güzel ayaz da çıkmış, mis gibi!” şeklinde coşuyorum kendimce..

kış, soğuk, şubat.. hepsi çok güzel. tek eksik, kar. bu gece spor salonundan eve yürürken durağın önünde duran bir taksinin yanan farlarının ışığında sanki karımsı küçücük nesneler gördüm.. herkes kar soğuğu diyor. eskişehir’i özledim.. geceleri pırlanta gibi parlayan yeni düşmüş karlarını özledim. soğuğunu özledim. özlem bana çok yabancı, o yüzden olsa gerek özleyince çok seviniyorum.. bu arada üstüme vazife değil ama bence biter..

sağlı sollu dizler izliyoruz

13 Şubat 2009 Yazan* polip | Kategori* iç kıpırtısı, içimdeki cin, seyir

dizler geliyor. evet, dizler.. aparkatlar, kroşeler boşuna.. tekrar dizler çalışıyor. bu dizler bu gece çok iş yaptı.. eurosport‘ta fight club dinliyorum. böyle saçma sapan bir insanım.. hâlbuki istediğim tek şey monster okumak. kafayı dizlere takmış bir sunucunun hiç tanımadığım ve neden tanımadığımı da anlayamadığım iki dövüşçünün maçını anlatmasını dinliyorum. yani biri çıksa ve dese ki “abi, horoz dövüşü varmış. hiç söylemiyorsun?” aradaki farkı anlamam.. o kadar ilgisizim.. tek bildiğim horozların sarılmadığı.

yatma vaktine yarım saat kalmışken biraz manga okuyalım. çalışmak gerçekten ömür tüketen bir şey.. işin kötü yanı bunu çalışırken değil eve geldiğinde fark edebiliyor olman. peh, polip.

insanlar ne kadar sıkıcı.. “öyle, dedi; böyle, dedi..” “memnun oldum. görüşmek üzere, küçük hanım.” “kuryemiz yolda geliyor.” “laf salatasına gerek yok ki!” “ben bir daha kurye isteyemem. sen konuş.”

küçük hanımmış.. sen kaç yaşındasın bir kere? perçemim var diye çocuk yerine konuyorum. ama bu benim başıma hep geliyor. hâlâ “liseden yeni mezun oldu herhâlde?” hayır, efendim. evde kaldım. siz hâlâ lise mise diyorsunuz. tamam, kronik ergenlik var.. biraz da kendini beğenmiş olduğum söyleniyor. ama lütfen, hepinizin toplamından akıllıyım.. öhöm. toplanın gelin, ispat edeceğim, teyze. bu ilaçlar senin; iç iç uyu. yine bekleriz.

pardon, o sütle ne yapacaksınız?

06 Şubat 2009 Yazan* polip | Kategori* içimdeki cin, seyir, sol elim

bir gün daha sol elin yazma kaprisini gidermek için boş geçiyor. aslında öyle değil ama biz, öyle diyelim. solaklar neden farklı oluyorlar? herkes solak olsaydı ne olurdu? “sen solak mısın?” diye soruyor bana. “sağlağım.” diyorum. pek manidar gülüyor hanımefendi.. “ne o, salağım dememi mi bekliyordun?” “evet, keh keh keh.” çarpık gelişmiş kadınların ciddi sosyal sorunları var.. ve hepsi de birbirine benziyor..

cinsiyete inanmayan bir insanı bile cinsiyetçi söylemlere gark eden bu kadın geçinenlere bağyan demekten başka şansımız yok, hanımlar beyler.. evet, böyle.. buyurunuz.

skandal tipi korse ne demek? el bilek ateli, gece ateli, silikon stres topu, varis çorapları.. kahve kokusu.. çalan cep telefonu.. alo? ekmek al. sert olmasın. açık, limitsiz gözlemeler, dürümler.. ne yesek? çin böreği, 2 adet, 5.50tl! yapacak iş yokken ses çok; yapacak iş yokken yemekler gözlerimin önünden gitmiyor. yiyelim içelim; yiyelim içelim.. 20,47″lik ekran buraya sığar mı? t220hd samsung. 800tl.

bir kez daha anladım ki çalışmak benim ruh sağlığımı bozuyor.. yıllar sonra para kazanmak için evden çıkmak.. görünüşümle bile bir anime karakterine dönüşmeye başlamışken bu darbe.. olacak şey değil.. neyse ayrıntılar başka bir zaman, başka bir yerde..

kuyruklu yıldızın ölümü ani olacak

01 Şubat 2009 Yazan* polip | Kategori* gaip vurdu, molekül dansı, seyir

bir şampiyonun göz yaşları.. bu sözü söyleten federer, katı yürekli bir insan olan ben, neredeyse dolup taşan gözlerim, garip hisler; acıma, üzüntü, saygı vs.. onu ağlarken görmek, yenildiğin zaman bile milyonların sevgisine layık olabilmek, bunun altında ezilmek.. yenilgiden daha ağır gelen bu sevgi.. gönüllerin bir numarası? evet. öyle.



Opera

ey gezgin!

geldin, baktın; bir başlık ilgini çekti.. hemen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluverdin! değerli fikirlerini saçmadan önce şunu bir oku istersen..

adalar


pek güzeller


sanki


inan, neden bilmiyorum

ücretsiz tarot servisi [at, eşek, domuz] cimeyıl nokta hede

ya da

evet, ben de tuulia'nın polip'ini msn'den taciz etmek istiyorum! diyorsanız eğer; adresim şudur: hani.li [at, eşek, domuz] tropik yaz.


..