polip büyüyor..
işte spordan sonra bir büyük pizza yemişmiş; sabaha kadar midesi ağrımışmış; bir yaştan sonra spor bedeni terk ediyormuş, başka şeylere yönelmek gerekiyormuş -mesela sanat-; hem zaten çocuk yapmayı düşünmüyorlarmış -eh, bence de zaten çocuk dediğin nedir ki?
beriki 9 yıl önce mi ne doğurmuş.. inan ki 27′den yukarı göstermiyor.. ben onu tutuyorum.. diğerine de bol bol ayna ayna söyle bana diliyorum. cam kenarı dedikodumu iki dakikada yaparım; onu bunu aa öylemiymişlere gark ederim.. marifet..
eğer daha çok kitap okusaydım; daha çok belgesel izleseydim; daha çok referans biriktirseydim; göndermelerimi onlara göre seçseydim; kendimi geliştirseydim; her alanda bilimsel faaliyet bıdısı olsaydım; dünyaya ve insanlara daha az bok atar mıydım?
ya da algımın kapılarını açan yemeklerinizin berbatlığı, acuzeliği oldu, sinan bey! sizi eldivenimin tersiyle tokatlamak istiyorum izninizle! huysuz bir yaşlı kadın gibi yemek yapmayı kesmenizi rica ediyorum, lütfen! bu bir hakaret! ben bir gurmeyim! cildim eskidi! böyle şey olmaz!
kredi borçları varmış.. batıyorlarmış.. alımlar durmuş.. olmayan sermayeden yiyorlarmış.. batacakmışız.. bana ne ki? geleceğim hakkında gram endişe duymazken; insanların kabullendiği bu hayata burun kıvırırken; hiçbir şey yapmadan var olmanın yollarını buluyorken.. sermayeden yemeye devam..
batan gemi, batan güneş, batan kıymık, batan sözler, batan … 100 kişiye sorduk; 5 popüler cevap istiyoruz: batan bir şey söyleyiniz.
doktorlara gidiyorum: merhaba! iyi günler! yüzüme bakmıyorlar.. “bunlar mı yazılacak?” karnelerin biri gidiyor diğeri geliyor.. hep teşekkür ediyorum; çıkarken “kolay gelsin.” diyorum. çoğu cevap bile vermiyor; bazısı hadi git artık yeter, dercesine havayı dövüyor.
bir yarım polyana diğer yarım heidi düşüyorum yollara.. biri çıkıp kırmızı başlıklı kız, diyor.. kırmızı bir başlığım yok.. aynısı “sen küçüksün değil mi?” diyor. “21-22?” he, amca senin yiyebileceğin kadar küçük değilim.
neden bu kırlarda gelincik yetişmiyor biliyor musun? gelincikler kırmızıdır; buralarda hep sarı çiçekler yetişir. o sarı çiçekler güzelce toplanır; toplandıkları yerde avaz avaz bağırır ve onları toplayanların bütün sıkıntılarını alırlar. tabii ki bunlar hep yalan.. bitkilerin başkalarının mutluluğu için var olmaya ihtiyacı yoktur.
ama bazı insanlar başkalarının mutsuzluğu için var olmaya ihtiyaç duyarlar. diğerlerini ne kadar bedbaht ederlerse kendilerini o kadar önemli hissederler.. işte bu tür insanların yanında o sarı çiçekler boyunlarını büker ve solarlar..
merhaba. ben ergen dalton. bütün hayatımı suratınıza böğürmek istiyorum. ilk olarak, aziz yahya‘nın çayırlarını yaktılar.. üzerlerinde yuvarlanıp otların arasına burnumu sokaraktan kokularını içime çekmeme ramak kalmıştı ki.. yandı bitti kül oldu. onun yerine bana kimyasal kanatlar takmak istiyorlar. bahar kuşu, hâlâ ayaklarımı yerden kesiyor. ancak kendisi beni alıp uzaklara uçurabilecek kadar etkili değil. “sağlık sektörü çok korkunç, anacım.” neyse ki hepimiz sicko‘yu izledik de hâlimize şükrediyoruz.
son olarak, çocukken lady oscar‘ın erkek olduğunu sandığım zamanlarda ona âşıktım; şeker kız candy‘yi hiçbir zaman sevmedim.
*but it seems that I am free.
defteriyle kalemini yanında taşıyanlardanım. sol bileğimdeki sakatlığa rağmen sol elimle bulmaca çözmece, yazı yazmaca, bowling oynamaca gibi kendini bilmezliklerimi not almak istiyorum. umumî tuvaletlerde hep margot geliyor aklıma.. kendisi korkunç derecede histerik ve sorunlu bir insan.. ama diyor ki: “I never sit down in a public place. I squat and hover.” bu işi her yaptığımda bu cümleler beynimde vızırdıyor..
bu arada aziz yahya’nın kırlarını yakıyorlar.. ben koşsam ne yazar.. yanlış yerdeyim.
millet ilaç manyağı olmuş.. şu ilacım şu zamana, bu ilacım bu zamana bitiyor. şundan 3 kutu yazdırsam; bundan günde ne kadar kullansam? düşünüyorum da aziz yahya’nın kırlarında koşturmak bana gerçekten iyi gelecek mi acaba?
bir şehir efsanesi olarak her semtte bir çilek sokak’ın olma ihtimalini sorgularken hayali reçetelere doktor yazısı taklit ediyorum: thiospa 8mg ya da amaryl 2mg ilaç isimleriyle ilgili tezimi yakın zamanda ilgili mekânlarda bulabilirsiniz. “ismini sevmediğim ilacı kullanmam ben!” diyen hastaya kabahat bulamam.. zira ben ilaç kullanmam. aziz yahya’yı karıştırmayın.