polip büyüyor..
gündüz çalışmak, akşam spora gitmek, gece de ceviz kırmak.. aslında fındık kırmakla ceviz kırmak arasında kalmak.. hem sonra fınfık diye bir şey çıkmış.. bunu kırmak en leziziymiş.. tdk daha tanımamış; ama onlar neyi tanıyor ki? bir de fındık faresi, fındık biti ve diğer çeşitli fındık haşereleri var.. fınfıkta hiç böyle şeyler yokmuş.. fındık kırmakla fındıkkıran olmak ayrı şeylermiş.. yine de bence en iyi hindistan cevizleri yuvarlanır..
hani oluruna bırakacaktım? hâlâ didik didik didikliyorum.. hiç akıllanmamışım.. seneler sonra bile hiç değişmemişim.. etrafımda kendimden daha iyi gördüklerim ve kendimden daha kötü gördüklerim.. hepsinin gerçekliği kendine; belki daha iyiler belki daha kötüler.. benim sorumsa: onlar yapıyor da ben neden yapamıyorum? dediğim gibi, hâlâ aşama geçmekle ilgili ciddi sorunlarım var.. iletişim, gerçek değil.
geç bunları… ya da bir düşünürün dediği gibi: “bırahh yaau!”
fark ettim ki yazmak çok gereksiz bir şeymiş.. öyle yazmak değil de böyle yazmak.. bunu az önce durup dururken fark ettim.. düşündüm ki düşüncelerimin çeyreğini bile yazmamışım.. yani eğer gerçekten düşündüklerimi yazmıyorsam niye yazıyorum? ne yazıyorum? belki de gerçekten bir halt düşündüğüm yok.. o kadar boşum.. evet, boşum.
bari biraz seçici olun.. ödüller, ödül değil; kâbus! bir de yorum yapılan yazının başlığına bak.. alay ediyorlar sanki.