polip büyüyor..
hâlâ eski postalarda dolanıyorum.. bu sefer de kriss‘in bir sözüne rastladım.. evet, eğer sıkıcı olmayan bir adam varsa onu sevebilirim, diye düşünüyor insan.. ama sıkıcı olmayan, çok iyi anlaştığım erkek cinsinden arkadaşlarım var; onları seviyorum da.. ama romantik kıvılcımlar oluşmuyor içimde bir yerlerde; yüreğim erimiyor; gözlerim seğirmiyor..
yani? çözümsüz; belki de yanlış şeyleri arıyoruzdur ya da sevgili adam, sıkıcı adamdır gerçekten.. bilemiyorum.. ailemin kadınları üzerindeki laneti canlı tutmak; bu kadar burnu havada olmak; hiçkimseleri beğenmemek.. evet, yalnız büyüyecek, yalnız yaşlanacaksın polip. kendime bunu söylüyorum.. okuyacak çok kitap, manga, yazı; izleyecek çok dizi, anime, belgesel var.. ve de oynanacak oyunlar.. hayat böyle de geçiyor.
not: bu eski e-postaların hortlama nedeni, sözü geçen yazışmaların yapıldığı e-posta adresimi kapatmaya karar verip bütün güzel yazışmaları yeni adresime taşımamdan başkası değil.. yani artık eylül yok. rocassid var. ne değişti? hiçbir şey..
aylar öncesinin e-postalarında gezerken gözüme çarptı; “aa yazarsan biz de okuruz” demiş sahip.. yazmamışım..
şimdi bizim burada komşular, atıyorlar dışarı bir masa; akşama kadar lak luk.. bir patroniçe olarak terör estirmediğim zamanlarda ceviz yemekten ve internette dolanmaktan hoşlanıyorum.. bir de kapının önündeki boş konuşmalar olmasa… bizim burada kapının önünden otobüs geçmiyor.