polip büyüyor..
curfew
What else could we do, for the doors were guarded,
What else could we do, for they had imprisoned us,
What else could we do, for the streets were forbidden us,
What else could we do, for the town was asleep?
What else could we do, for she hungered and thirsted,
What else could we do, for we were defenceless,
What else could we do, for night had descended,
What else could we do, for we were in love?
paul eluard
ve bütün gece ağladım.. her yerde okunmamış kitaplar vardı.. onun sigaraları; kül tablaları; izmarit kokusu.. her sigaranın parmaklarda bıraktığı koku farklı olurdu.. yarısı okunmuş kitaplar; bir türlü bitirilemeyen kitaplar; bir çırpıda okunan kitaplar.. artık parmaklarda izmarit kokusu yok.. benim parmaklarımda.. benim..
benim olan hiçbir şey yok.. benim hayatım yok.. “ama hayat, senin olamaz ki zaten; çünkü sen hayatsın!” eğer hayat, bensem ve ben hayatsam; hiçbir yere gitmiyorum.. üç gece üst üste ağlayabilirsin.. nefesin kesilir, kalp atışların yavaşlar ve tam boğulacağını düşündüğün o anda hayat ağır basar.. burnun akar mesela; sümüğün üstüne başına akmasın, yastığına bulaşmasın istersin.. sonra tuvaletin gelir; tuvalete gidersin.. sen ölsen bile bedenin canlıdır..
“eğer hayat bensem, hayat mazoşist olmalı”