polip büyüyor..

Arsiv ‘başlangıçlar’


çünkü o, kurt olmak istiyordu

26 Ağustos 2010 Yazan* polip | Kategori* iç kıpırtısı, seyir, yeniden

tam da bu başlığa uygun engin bir çerçeve içerisindeyim.. penceremden ufka doğru bir huzur.. seyir ve düşler denizinde bir yolculuk.. mavi değil.. siyah da değil.. cam gibi belki de; iç gösterir.. sende de aynı duygular var belki de.. konuşmuyoruz ama konuşuyoruz.. artık iki elim de ağrıyor.. işsizim -yine- param bitmek üzere -yine- ve her şey harika.. çünkü sadece istediğimiz hayatı yaşayabiliriz..

“kaç gibi geleceksin bu tarafa?” hiç gibi.. hiç gelmeyeceğim bu tarafa.. hem neden gelmek isteyeyim ki bu tarafa? ben hep o tarafta kalmak istiyorum.. hem zaten bu tarafta ne var ki?

eğer dua edersek her istediğimizi elde eder miyiz? mesela ne diye dua etsek? şöyle başlasam ben: isa’nın ayakları üzerine yemin ederim ki… ha, ama böyle dua olmaz.. şöyle olsa: isa’nın ayakları üzerine and içerim ki eğer istediğimi verirsen ben de ayaklarımı… yok, olmuyor, ayaksız bir dua biçimi bulmak gerek.. mesela mum yakarken, ya hu! sen ayaklarımı fetiş yap, tu tu tu, desem.. içimden.. ya da yalnızsam yüksek sesle de olur.. mu?

benim aramadıklarım ve beni aramayanlarla, ortada buluşsak, birbirimize anlatacak bir şey bulur muyuz ki?

dün çok güzel bir film izledim.. adı: beni cehenneme göm. ya da beni cehenneme sür.. ya da çekele.. öyle bir şey işte.. uzun zamandır böyle gülmemiştim..

kendimi daha iyi hissedeceğimi sanıyorum ama kendimi daha iyi hissetmeyeceğim.. kendimi iyi hissetmek adına yaptığım her şey, birer yanılsama olacak.. daha kötüsü gelecek; dişlerimi fırçalamadan, kapıyı kilitlemeden yatacağım.. hırsızlara eğlence olacağım; anama eziyet.. sonra iki yüzlü dilberler gelecek; dişlerini gösterip canım, diyecekler.. off! bi’ gidin!

içine hayalet kaçmış cd player, çalmayı kesti.. ona neden sustun? diye sormak aklıma gelmedi; kafasına göre çalmaya başladığında neden çalıyorsun? demediğim gibi.. bence insan ruhundan anlıyor.. mutfak keyfinden de!

eğer metroda hiç tanımadığınız biri, yanınıza oturup parti yapmak isteyip istemediğinizi sorarsa bilin ki bunun nedeni, parti yapmak ister bir hâliniz olması değildir..

eğer biri çıkıp “şubat ayı, aşk ayıdır.” dese ona “hey, dostum, yanılıyorsun!” demem.. uçağım düşsün istiyorum.

yaşam bu sabah saat 10′da başladı.. aslında yaşamın pazar sabahı 10′da başlaması biraz garip gibi ama aslında yaşam, benim için hergün 10′da başlıyor.. ya da yaşam çoktan başlamış oluyor da çok ısrar ettiği için ben de başlamak zorunda kalıyorum.. yani istemeye istemeye her sabah 10′da başlıyorum.. işte bugün, pazarları ağırdan başlamaya alışmış yaşamı 10′da başlattım “bak, nasıl oluyormuş?” dedim.. pek sesini çıkarmadı hatta yaşamın diğer parçalarını çoktan başlatmış diğer kişilerle karşılaşınca sokakta biraz sakinledi bile.. ben işimi hallederken o dışarıda bekleyip, hep o filmlerden özendiği poza bürünüp suratsız bir şekilde sigarasını tüttürdü..

bazen yaşamın bile hayal gücüne ihtiyacı oluyor; çünkü gerçeklik herkes ve her şey için ağır.. gerçeklik ağır siklet olsa zaten kimse yenemez ama gerçekliği bile yenen bazı ağır kimyalılar var.. onlar başka zaten; bu dünyadan değil.. zaten onları sokakta görsek reality check bir iki bir iki, demek zorunda kalırız, çünkü onlar gerçekten de gerçeklikten bile ağırlar.. ama yaşamdan büyük değiller.. zaten hangi aklıevvel yaşamdan büyük olmaya kalksa ağzının payını hemen alıveriyor.. neyse işte bugün yaşam, böyle başladı ve bu saate kadar da pek sıkıldı.. şu yaşama bir eğlence!

sonunda hava biraz soğudu.. hatta bir miktar sulu kar bile yağdı.. hafta sonu kar var, diyorlar; ama ben hâlâ -12 derecenin hayalini kuruyorum. eğer olursa 7-8 yıl önceki gibi şehrin ayazında sokakları arşınlıyor olacağım..

eğer olursa…

biraz idea of evil, biraz human instrumentality project, üzerine de cila olarak gundam ekleyince pek güzel geass evreni oluşmuş..

lelouch, hep ore diyor.. yaşı gereği boku demesini bekliyor insan.. ama yükümlülükleri gereği… o başka.. hem a gentle soul hem the chick magnet.. güzel şeyler bazen ağır geliyor.

bazı şeylerin sevilmesinin bir nedeni varmış.. aleviler hakkında duyduğum tüm o şeyler; bütün etrafımı kaplamış olan kürt düşmanları; o cehalet kokan bayık, yavan milliyetçilik… sizin gibi düşünmeyenler de var.. neyse ki..

yıldızlar, yanıp sönmezler

02 Kasım 2009 Yazan* polip | Kategori* gaip vurdu, içimdeki cin, seyir

şu aralar windows 7, beni şaşırtıyor.. öyle ki bunu yapan microsoft olamaz, diyorum. kendini aşmak böyle bir şey belki de.. şimdilik herşey sakin..

dişçimi aramam gerek.. “polip, sen neredesin?!” diye azar yiyeceğim yine..

yoga yaptığımın ertesi günü bacaklarım ağrıyor.. yoga dediysem daha bir iki hareket.. en basitlerinden.. yoga deyip geçmeyin, ne bağdaş kurup ommmmlamak ne de piknik örtüsünü yayıp serilmek. nefes, zihin ve kaslar..

spor salonuna ara verdikten sonra yerini dolduracak güzel bir uğraş.. tek sorun sabahları yataktan kalkıp bu hareketleri yapacak enerjiyi bulamamak.. motivasyon ve enerji düzeyim hava karardıktan sonra tavan yaptığı için olsa gerek, gece yatmadan önce yapmam gereken sürüyle görev-liste-şey edinmiş durumdayım..

kendimi yoruyor muyum, diye düşündüm geçenlerde.. sürekli bir şeyleri bitirmek, sonlandırmak için koşturuyorum, her şeyin listesini tutuyorum.. ve o listeler bitmek ne kelime, sürekli artıyor! hâlbuki dışarıdan evden işe, işten eve gitmek dışında bir bok yapmayan bir kız kurusu gibi görünüyorum.. aslında yaşımı bilmeyenler için kız kurusu bile değilim.. küçüğüm daha. büyümem gerek; büyüyüp bütün dokulara yayılmam …



Opera

ey gezgin!

geldin, baktın; bir başlık ilgini çekti.. hemen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluverdin! değerli fikirlerini saçmadan önce şunu bir oku istersen..

adalar


pek güzeller


sanki


etten kemikten…

rocassid [at, eşek, domuz] cimeyıl nokta hede

ya da

evet, ben de tuulia'nın polip'ini msn'den taciz etmek istiyorum! diyorsanız eğer; adresim şudur: hani.li [at, eşek, domuz] tropik yaz.


..